İçeriğe geç
Kariyer

Hocam, benim annem/babam değil..

Buğrahan İlter2 dk okumaDream Theater — Out of Reach
Hocam, benim annem/babam değil..

Konservatuvarda geçirdiğin yılları bir düşün, haftada kaç saat hocanla baş başa kaldın, kaç saat annenle konuştun? Çoğumuz için cevap açıkça net. Küçük yaşta giriyorsun, birebir ders alıyorsun, en kırılgan çağını onun karşısında geçiriyorsun. Doğal olarak da o insan senin için bir "hoca"dan fazlası oluyor. Bir hocanın seni kendi çocuğu gibi sevmesi, seni kolladığını hissettirmesi, kötü günlerinde yanında olması gerçekten güzel bir şey. Ama konuşulmayan şey şu, anne/baba gibi sevdiğin bir insanın ağzından çıkan bir cümle, herhangi birinin cümlesi gibi olmuyor. Seni hem yerden yere vurabiliyor hem de havalara uçurabiliyor.

Bu ilişkinin sınırını çizemeyen hoca, elinde ne kadar büyük bir güç olduğunun farkında bile değil. Söylediği tek bir lafın neye mal olabileceğini bilmiyor, "senden bir şey olmaz", "boşuna uğraşıyorsun", veya kimi zaman fiziksel müdahaleyi normal sanıyor. Çünkü kendi hocası da zamanında ona aynısını yapmıştı.

Camiadaki diğer hocalarla arası bozuk diye onların masterclass'larına katılmasına izin vermez, orkestralara gitmesine izin vermez. Solistlik sınavına girmek ister, alaycı tavırlarla reddedip özgüvenini kırar.. Bazılarımız toparladı, bazıları enstrümanını bıraktı, bazıları çok daha ağır yerlere savruldu. 'evlat gibi' gördükleri öğrencilerinin özgüvenleriyle oynadılar ve dayanıksızlıkla suçladılar.

Bu hocalara "sert ama iyi hoca", "eski usul" , "sanat böyle öğrenilir" deniyor. Hayır. Bu bir eğitim yöntemi değil, kuşaktan kuşağa aktarılan ve artık acilen bitmesi gereken bir gelenek. Çocukluğundan beri o insanı "annen/baban gibi" görmeye alıştırıldığın için şikâyet etmek sana ihanet gibi geliyor. Bölüm büyüklerin arkanda durup seni kollayacağına, onlar da kendi "anne babaları"nın arkasında duruyor. Böylece herkes susuyor ve döngü yeniden devam ediyor..

Bu tablonun en can sıkıcı parçası ise veliler.. Anne baba, "çocuğumla ne güzel ilgileniyor" diye düşünüyor ve farkında olmadan bu yakınlığın önünü sonuna kadar açıyor. İyi niyetle yapıyorlar, bundan yana şüphe yok. Ama 'aşırı ilgi' ile 'sınır tanımayan anne/baba ilişkisi' arasındaki farkı görmedikleri sürece, çocuğun sığındığı yer, aynı zamanda en çok hasar aldığı yer haline geliyor.

Buradan velilere açık çağrım şu: bir hoca ASLA anne ya da baba değildir. Olması da gerekmiyor zaten. Bir hocanın işi öğretmektir. Çocuğunuzun dersten nasıl çıktığına, hocasından bahsederken ses tonunun nasıl değiştiğine, bir şeyi anlatmaktan çekinip çekinmediğine bakın. Ve ona net bir şey söyleyin: hocan ne derse desin, yanımıza gelip anlatabileceğin bir kapı her zaman açık.

Ah vah.. demeden önce çocuğunuza sahip çıkın. Bu köhne zihniyetten kurtulalım.

Buğrahan İlter

Keman

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası Keman Sanatçısı

İlgili Yazılar

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.